Sanat

Dijital Devrim: Teknoloji Sanattır! 

“Bu içerik Merve Perçin tarafından yazılmıştır.”

percinmerve@gmail.com

Dijital Devrim sergisi, teknolojiye bambaşka bir bakış açısı ile gerçek teknoloji aşıklarını; interaktifliği ile selfie bağımlılarını memnun edecek bir sergi. Sergiyi Zorlu PSM’de 12 Haziran’a kadar gezebilirsiniz.

Bir Tur Atayım mı?

Sergiye giriş yaptığınız an ortamda füturistik bir müze etkisi  hissediyorsunuz. İlk bölüm sizleri Arcade oyunları ve oyun konsolları alanı ile karşılıyor. 1972’de piyasaya sürülen ve oyunların atası olan Pong ile nostalji turuna başlıyorsunuz. Dev oyun endüstrisini oluşturacak bir etki yaratan bu oyunun fikri bir tavernada canı sıkılan dahiler tarafından oluşturulmuş.

Yeni neslin de ismine aşina olduğu Pacman‘i arcade makinasında oynama şansını bu bölümde yakalıyorsunuz. 80’ler ruhunun ikonu haline gelmiş Pacman, retroseverlerin gözlerini bu alanda yaşartıyor. Game Boy , Tetris (“Dayım Almanya’dan getirdi”) , Nintendo (“Abim Amerika’dan almış”) gibi ilk konsolları da bu bölümde görebilirsiniz.

 

 

3

Bilgisayar Devrimi

Bilgisayar dünyasını bir film şeridi gibi görebileceğiniz karşı bölümde, Steve Jobs, Nalan Bushnell ve Steve Wazniak’ın  oyun dünyasını evlerimize taşımayı amaçlayarak yapılmış ilk kişisel bilgisayar Apple II‘yi görebiliyorsunuz. Steve Jobs’ ın satış başarısı yakalayamayan  (tamam adam dahi ama tasarım konusunda zayıfmış) ve Apple’ dan kovulmasına sebep olan işleri ile koca bir nesli izotoplu mouse mantığına alıştıran yeşil kaplamalı, yarı şeffaf ( hatasını anlayıp, tasarımcı tutmuş sanırım) bilgisayarını yakinen görüp, karıştırabilirsiniz.

32

Apple ile yarışını kaybetmemek için “batan geminin malları bunlar” diyerek bir alana bir bedava kampanyası yapmış Commodore PET ile  Harvard Üniversitesi’nde henüz sivilceleri ile uğraşırken keşfedilen Bill Gates’in, ilk kullanıcı dostu programlamasının olduğu ALTAIR 8800’in hikayesi de bu alanda mevcut. Ayrıca çocuk oyuncağı görünümlü üzerinde harflere basarak oyun oynayabileceğiniz ilk sesli karşılık veren icat, Microsoft Sam’i hatırlatıyor. Liseliler bilmez :)

1

Bilgisayar devrimini yapmışken, oyun gelişimine devam ediyoruz. Grafikleri daha gerçekçi (yani bir nebze de olsa) oyun konsolları ve bilgisayar oyunları sıra sıra oynanmayı bekliyor. Play Station 1‘de zamanında oynarken pek küfür edilen sivri hatlı  Lara Croft’tan özür dileyerek başladığımız bölüm, çöpleri toplayıp, komşunun çocuğunu ayarttığımız Sims 1’e kadar uzanıyor.  Mine Craft alanından başınızı kaldırabilirseniz, sergiye devam ediyoruz.

4

 

Konsolların yanı sıra dikkatimizi çeken birkaç başlık olarak Photoshop’un dedesi olan her bir programı kocaman ana kartlardan oluşan ürün, ilk çizim tableti, WWW’nun ilk duyulduğu World Wide Web alanı, ilk interaktif site olan Requem for a Dream’in sitesi (filmi kadar etkileyici), ilk blog (babanızla tanışın bloggerlar) ve ilk sosyal medya programları nereden nereye dedirtiyor.

Koridorda ilerledikçe giyilebilir teknoloji örnekleri karşınıza çıkıyor. Yüzündeki alıcılar sayesinde mimiklerinden enerji yaratan sanatçı, havanın ısısına göre renk değiştiren kıyafet, bilim kurgu filmine bodoslama dalmışsınız hissi veriyor.  Katy Perry‘nin de şovunda kullanmış olduğu Led etekli elbiseyi yakından görüp, eteğin hareketli desenlerini değiştirebiliyorsunuz.

44

İlk başta Google Glass gibi gözüken fakat yapılış amacı çok daha ulvi olan gözlük ve bant, tamamıyla felç olan hastaları hayata bağlamak amacıyla, kendisi de felç olan bir mucit tarafından icat edilmiş. Çipler ve sensörler sayesinde bakış yönünüzü algılayan oyunda, gözünüzü Superman edasıyla lazer gibi kullanarak düşmanları yok ediyorsunuz. Bu teknoloji ile ileride felçli bireylerin gözünden ne söylemek istediğinin anlaşılması amaçlanıyor.

Selfie Çubukları Hazır mı?

Serginin selfie dostu bölümü arka kısımlara doğru başlıyor. Sol kısımda SnapChat kullananların aşina olduğu gerçek zamanlı efekt programlarını başlatan iki ekran görüyorsunuz. Duman çıkaran gözlerinizin ve grenlenen vücudunuzun selfie‘sini bol bol çekmeyi  ihmal etmeyin. Bir ses alıcı ile dileklerinizden koza ördürüp, kendi kelebeğinizi yaratın , bir ev telefonu ile cep telefonu kuşlarını uyandırın, perdenin arkasına geçip, çöp adamı hareketleriniz ile yönlendirin.

The Treachery of Sanctuary Photo by Bryan Derballa for The Creators Project

 

Müzisyenleri duygulandıracak sağ bölümde ilk Synthesiser ve elektronik bateri yer alıyor. Bu aletlerle çalınmış şarkıları da dinleyebiliyorsunuz. Bir piyanonun tuşlarına basarak, gerçek zamanlı olarak tüm dünyanın radyolarını bir anda açarak bir remix yaratabilirsiniz. (Kayseri ile Arjantin Radyosu karışımı pek ilginç oldu).

Arcade Fire’ın müziğini yaptığı bir başka iş, size istediğiniz bir açık adres yazdırıyor ve yazdığınız sokağın görüntüsü ile duygusal bir video klip izliyorsunuz. Biz Ümraniye’de Arcade Fire dinledik :)

Justin Bieber’ın Diplo ve Skillrex ile yaptığı, hayranlarının çizdiği karbon kağıtlar birleştirilerek oluşturulan klibin fikrinin aslında yıllar evvel Johnny Cash tarafından çoktan yapılmış olduğunu da öğrenerek rahatlayabilirsiniz. Bu alandaki diğer ekranlarda da Björk gibi sanatçıların, müthiş efektlerle buluşturulan ilk klipleri de göze çarpıyor.

Will.i.am‘in nereye gitseniz sizi gözleri ile takip ettiği büyük işlerinden ilki biraz ürkütücü. Salonda bulunan üç ayrı alet, üç ayrı enstrüman çalarak müzik yapıyor. Will.i.am’in klibindeymiş gibi hissetmenin bu kadar korkutucu olabileceğini düşünmemiştik!

 

5

Hazır korkmuşken bu alandan çıkıp, sadece lazer ışıklarının görülebileceği karanlık bir odaya geçiyoruz. Tavandan yansıtılan lazerleri tamamen vücudunuz ile hareket ettiriyorsunuz. Bu lazerler ile şekiller oluşturmaya çalışıyorsunuz. (Adını yazan bile varmış, saygı duyuyoruz.) Bazı keşfedilmemiş gizli efektler bile var (biz el ele tutuşup, balon köpüğü çıkarmayı başardık mesela). Yeni bir şey bulayım diye şekilden şekle giren arkadaşlarınızı isterseniz camın arkasından izleyip, gülebilirsiniz.

Ayrı tutulan son bölüm ise üç ayrı dev perdenin vücudunuzu siluet olarak yansıtması ile başlayan bir çalışma. Doğum, Ölüm ve Yeniden Doğuş olarak ayrılan perdeler, çeşitli animasyonlar aracılığıyla duygularınıza dokunuyor.

Yetmedi diyorsanız, serginin ilk katındaki alanda kurulmuş bütün oyunları oynayabilirsiniz, ama size uyarımız sergiye gittiğinizde ilk işiniz bu oyunları oynamak olmasın çünkü zaman nasıl geçiyor anlayamıyorsunuz.

Dijital Devrim sergisini 12 Haziran’a Zorlu PSM’de kadar gezebilirsiniz.