Güncel

!f İstanbul ‘Hayat Var’ Dedirten Filmlerle Geliyor!

17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bu sene yine umut dolu bir mesajla 'Hayat Var' diyerek, 15 - 25 Şubat'ta, sinemaseverleri karanlık salonlarda aynı soluğu almaya davet ediyor.

17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali bu sene yine umut dolu bir mesajla ‘Hayat Var’ diyerek sinemaseverleri karanlık salonlarda aynı soluğu almaya davet ediyor. 15 – 25 Şubat’ta gerçekleşecek festivalin biletleri yakında satışa açılacak. Filmlerinizi şimdiden seçmeniz için ufak bir liste hazırladık.

Dark River / Karanlık Nehir

Selfish Giant filmiyle dünya düzeninde değişmeyen gerçekleri acımasızca yüzümüze vuran İngiliz yönetmen Clio Barnard yine bildiği sularda yüzüyor.  Sezonluk tarım işçisi olarak çalışan Alice, babasının ölümü üzerine aile çiftliğine geri dönüyor ve 15 yıldan fazla süredir görmediği kardeşi Joe ile geçmişteki sorunları ve kırgınlıkları ile yüzleşiyor. En çok Affair dizisiyle tanınan Ruth Wilson bu filmdeki oyunculuğuyla övgüleri topladı. [Bilet Bak]

 

How To Talk To Girls At Parties / Partilerde Kız Tavlama Sanatı

John Cameron Mitchell geri dönüyor! Hedwid and the Angy Inch’in ardından ona eşdeğer parlaklıkta bir filmine rast gelemediğimiz yönetmen bu defa Neil Gaiman’ın bir hikayesinden uyarlamış. Yeniyetme bir imkansız aşk hikayesi ancak bu kadar punk olabilir! Ayrıca Nicole Kidman’ı bir daha nasıl bu kadar punk görebiliriz ki? [Bilet Bak]

Insect / Böcek

Akıllara zarar filmleriyle tanınan 83 yaşındaki efsande Çek yönetmen Jan Švankmajer uzun bir aradan sonra, bağış siteleri üzerinden hayranlarından topladığı bütçeyle yeni bir filme imza atmış. Böcek Oyunu adındaki oyunlarını prova eden amatör bir tiyatro topluluğunun, kaotik prova sürecine odaklanıyor. Kafkaesk animasyonları, karanlık komedisi ile absürdlüğün en tekinsiz hallerinde geziniyor film. !f İstanbul’da başka hiç bir yerde izleyemeyeceği filmler izlemek isteyenlere! [Bilet Bak]

Lady Bird / Uğur Böceği

Bu senenin en çok konuşulan filmlerinden Lady Bird neredeyse tartışmasız herkesin beğendiği bir bağımsız sinema filmi. Frances Ha ile hem oyuncu hem yazar olarak döneminin ruhunu en iyi yansıtan sanatçılardan Greta Gerwig bu filmdeki yönetmenliğiyle çıtayı çok yukarılara taşıdı. Lise son sınıfta okuyan, neye meraklı olduğunu keşfedememiş ama ne olmak istemediği hakkında fikirleri net olan Christine karakteri giflere dökülen bir ifade biçimine dönüştü. Oscar’ın da en favori filmlerinden Lady Bird, Gerwig’in kendi hayatından da izler taşıyor. Yönetmen bir röportajında annesinin filmi defalarca izleyip ağlayarak onu aradığını anlatıyor. O zaman belki Amerika’nın Ladybird, Babam ve Oğlum fenomeni diyebilir miyiz? [Bilet Bak]

The Disaster Artist / Felaket Sanatçı

Bazı kötü filmler vardır ki ne kadar kötü olduklarına hayran kaldığınızdan yeniden izlersiniz. Tommy Wiseau’nun Room filmi felaket diyalogları, anlaşılması güç oyunculuklarıyla Amerika’da kült olmuş kötü filmlerden. Egosunun tavanda gezdiği artık sır olmayan James Franco’nun başrollerinde oynayıp, yönettiği bu film iki karakterin birbirine nasıl oturduğunu görmek için bile izlenir. Bir de tabi yılın en çok konuşulan yapımlarından biri olduğunu da ekleyelim. [Bilet Bak]

 

High Fantasy /Aşkın Fantezi

Güney Afrika’da kampa giden bir grup genç uyandıklarında bedenleri yer değiştirir. Sulu bir komediye kayabilecek hikaye ülkenin karmaşık etnik yapısı, gençlerin yaşadıkları topluma yaptıkları eleştiriler ile birleşince trajik bir yuvarlak masa tartışmasına dönüşüyor. Oyuncular senaryoyu da kendileri yazdıkları için oldukça enterasan bir gençlik filmi var karşımızda. Farklı topraklardan kafanızdakilere benzer sorular geldiğinde mutlu oluyorsanız kaçırmayın! [Bilet Bak]

Dröm Vidare / Rüyaların Ötesinde

İsveç’ten kıpır kıpır bir ilk film! Kürt asıllı İsveçli Rojda Şekersöz hapisten yeni çıkan Mirja’nın yeni bir başlangıç için çabalarını takip ediyor. Sosyal medya fenomeni kız kardeşi ve bencil annesiyle anlaşmazlıklar yaşayan Mirja’nın dostlukları, fevri çıkışları  akla Tangerine filmini getiriyor. [Bilet Bak]

 

 

I Am Not A Witch / Ben Cadı Değilim

Cadılıkla suçlanan küçük bir kızın özgürlük mücadelesini anlatan Ben Cadı Değilim gerçeklik dışı bir öykü anlatıyor gibi dursa da Afrika’nın farklı bölgelerinden gelen haberlere kulak verenlere tanıdık gelecek bir hikaye. Kendi gibi olmayanı en acımasız haliyle cadı diye yaftalayan bir toplumun yine kendi eğlencesini cadı şovlarından çıkarmasını anlatan Zambiya’dan bir mücevher. Gösterildiği festivallere taze bir nefes götüren yapım sıradışı bir öykü izlemek isteyenlere! [Bilet Bak]

Junkhead / Çöp Kafa

İnsanlar ve klonlar arasında savaşların yaşandığı, gezegenin çöpe döndüğü bir gelecekte geçen Junkhead konusundan ziyade , farklı teknikleri bir araya getiren stop motion animasyon yapısıyla konuşuldu. Takahide Hori’nin 2014 yılında aynı isimli  kısa filminden uyarlanan hikaye epizodik anlatımıyla zevkli bir seyirlik olduğu kadar görsel yapısıyla da takdiri hak ediyor. Resim ve heykel çalışmaları da yapan yönetmenin ilk filmi animasyonseverler tarafından beğeniyle karşılandı. [Bilet Bak]

Mutafukaz / Mutafukaz

Fransız çizgi roman geleneği ile anime tekniğinin birleşimi nasıl olur? Animatrix, Tekkonkinkreet  gibi yapımlarla dikkat çeken Japon anime stüdyosu Studio4°C, Fransız çizer Guillame Renard’ın kendi işlerinden uyarladığı Mutafukaz ile karanlık bir gökkuşağına imza atmış. Durdurak bilmeyen temposuyla, San Franscisco-New York arası bir şehir olan Dark Meat City’nin acımasız sokaklarında geçen hayatta kalmaya çalışan bir paketçinin hikayesini anlatıyor. [Bilet Bak]

Ah Lucy! / Oh Lucy!

İngilizce öğrenme kararı çok sıradan olabilir ama eğer bir Japonsanız asla değil! İşinde yükselmek için İngilizce kursuna giden Setsuko’nun yaşadığı telaffuz zorluklarını aşmak için ilginç yöntemler kullanan öğretmeni ona sarı bir peruk takıp adını Lucy olarak değiştiriyor. Öğretmeninin peşinden Los Angeles’a giden Setsuko’nun hikayesi çizdiği sıradışı karakterle övgü topladı. [Bilet Bak]

A Prayer Before Dawn / Şafaktan Önce

Sıradışı bir hayat hikayesi izlemek ister misiniz? Tayland’ın en ünlü hapishanelerinden birine düşmüş genç İngiliz boksör Billy Moore çete savaşları arasında hayatta kalmak için en iyi bildiği şeye, boks eldivenlerine sarılıyor. Film Moore’un anılarını anlattığı uluslararası bestseller A Prayer Before Dawn: A Nightmare in Thailand kitabından uyarlanmış. [Bilet Bak]

 

Laissez Bronzer Les Cadavres / Bırakın Bronzlaşsın Cesetler

Amer filminde korku türünün en garip örneklerinden birine imza atan yönetmen çift Helene Cattet ve Bruno Forzani bu defa westernde bilinçaltına oynamaya karar vermişler. 250 kiloluk altının peşindeki çeteler arasında, polisin de dahil olduğu bir çekişmeyi gündüz düşünü andıran görsel dillerinden vazgeçmeden, tam anlamıyla, kült bir giallo, spagetti western benzerine imza atıyorlar. Keşif radarı açık olanlar yakalar! [Bilet Bak]

 

Programın tamamına buradan, biletlere ise çok yakında web sitemizden ulaşabilirsiniz.

Share post