MÜZİK

The Weeknd After Hours Albümüyle Kara Kutuyu Açıyor!

Abel Tesfaye, After Hours ile yarattığı anti kahraman ile bizi sinematografik bir karmaşanın içine sokuyor. Dans ederken aklınızın karışmasını severseniz buyrun!

The Weeknd yeni albümü After Hours ile yarattığı yeni personanın film müziğine imza atmış. Üstelik bu karaktere sahne dışında da bürünerek kafamızı iyice karıştırıyor. Jimmy Kimmel şovda sahne arkasından yürüyerek, kurumuş kan pıhtılarıyla kaplı burnunda bir bandajla sahneye çıkıyor. Adından çektiği After Hours kısa filmi bu sahneden inerken başlıyor, The Weeknd stüdyodan çıkıp kendisini takip eden birinin varlığından tedirgin olmuş gibi metroya iniyor. Bir sonraki klip In Your Eyes’da görüyoruz ki, aslında başkalarını tedirgin eden kendisiymiş! Ne anti kahraman ama! Albümün tamamını bu karakter üzerinden dinlediğinizde ortaya oldukça sinematografik bir hikaye çıkıyor. Hikayeyi keşfetmek isterseniz, albümü açıp kulaklığınızı takarak yazıya devam etmenizi öneririm.

Şarkılar kadınlarla ilişkilerinde hiçbir zaman istediği adam olamayan, kendine olan güvensizliğini ürkütücü gülümsemesiyle gizlemeye çalışan bağımlılığa yatkın tehlikeli bir adamın hikayesini anlatıyor. Heartless’da kimseye ihtiyacı olmadığını asıl kadınların ona ihtiyacı olduğunu söylerken Blinding Lights’da sevmeyi bilmediğini haykırıyor. Belki kadınların içindeki “bu başıboş yakışıklıyı kurtarmalıyım” içgüdüsüne oynuyor ama albümün tamamına yayılan bu tutarlı atmosferle inandırıcı bir karakter yaratmayı başarıyor. Hem yardım çağrısı yapan, yolunu şaşırmış bir kurban hem de kendine verdiği zararı rahatlıkla çevresindekilere de verebilecek tehlikeli bir adam portresi çiziyor.

After Hours şarkılarını bu görsel dünyadan ayrı dinlediğinizde de kafanızda hemen hemen bu kliplerdeki gibi bir görselliğin canlanıyor olması büyük başarı. 80’ler korku filmi müziklerindeki synthzyer’ları ile günümüz laneti autotune tekniği, Abel’in meleksi sesiyle birleşince ortaya güzel bir karanlık çıkmış. Martin Scorsese’nin 1985 tarihli After Hours filmi ile aynı adı taşıyor olması da tesadüf değil. Birbirine bağlı şarkılar tıpkı filmdeki Paul’ün aynı gecede yaşadığı rüya/kabus arası gidip gelen cazibeli kovalamacaya benzer şekilde zincir halinde kliplerle görselleştirilmiş. Konseptin tamamı sinemadan besleniyor. Blinding Lights’da garip sırıtışıyla Fear and Loathing in Las Vegas filminden alınmış halüsinatif bir alemde geziyor, In Your Eyes klibinde sarışın kurbanının peşinde koşarken Dressed To Killi hatırlatıyor. Albümden şimdilik çıkan bu son klibin her mideye uygun olmayan sürprizli finaliyle The Weeknd kendini iyice öldürüyor :)

Uncut Gems filmindeki ufak rolünde bile After Hours karakterini bozmayan Abel Tesfaye için endişelenmeli miyiz? Yoksa süper model sevgilisine göz kırptığı Victoria’s Secret’taki Starboy halleri de başka bir karakter miydi? Peki Snowchild’daki,

“She like my futuristic sounds in the new spaceship
Futuristic sex give her Phillip K dick”

dizesinde bahsettiği Starboy dönemindeki ilişkisi mi? Bu kısımları magazin haberlerinden takip edebilir veya Philip K Dick esprisini takdir ederek geekliğinizi parlatabilirsiniz. Nerden baksanız After Hours albümü sizi içine çeken atmosferik bir dans albümü. Bu dönemde müzikten başka bir beklentisi olan var mı?

Share post