MÜZİK

Filmekimi sinema sezonunu en iyilerle açıyor!

28 Eylül - 8 Ekim arasında düzenlenecek festivalin biletleri 23 Eylül'de genel satışa çıkacak. Lale Kart sahipleri de 19 Eylül tarihinden itibaren öncelikli bilet alabilirler.

Filmekimi sonbaharın gelişiyle birlikte bizi tekrar sinemalara çağırıyor! Bu sene doğru düzgün film izlememişseniz Filmekimi programını takip ederek “senenin en iyi filmlerini izledim” diyebilirsiniz.

28 Eylül – 8 Ekim arasında düzenlenecek festivalin biletleri 23 Eylül’de genel satışa çıkacak. Lale Kart sahipleri de 19 Eylül tarihinden itibaren öncelikli bilet alabilirler.

Programda yer alan 50 filmden kısa bir tadımlık liste hazırladık.

 

mother!

Requem for a Dream ile modern bir klasiğe imza atan Darren Aronofsky Black Swan’ın ardından geniş kitlelere hitap eden, şaşırtıcı bir filme imza atmamıştı. Eleştirilere bakılırsa yönetmen bu filmle şeytanın bacağını kırmış gibi görünüyor. Başrollerinde Jennifer Lawrence, Javier Bardem, Ed Harris, Michelle Pfeiffer gibi tartışılmaz isimlerin oynadığı film yeni evlerine taşınan mutlu bir çiftin hayatına giren evlerine  gelen başka bir çiftle hayatlarının karanlık bir yöne kaymasını anlatıyor. “Ay akşam eltimler geldi, ev alt üst oldu” tarzında bir gerilimden söz etmediğimizi fragmanı izleyerek anlayabilirsiniz.  Fragmanıyla bile izleyicileri germeyi başaran mother!, Aronofsky’den beklediğimiz gibi metaforları bol bir kabus filmi gibi görünüyor.

Bilet bak!

 

AŞKIN GÜCÜ / THE SHAPE OF WATER

Guillermo Del Toro yaratıcılığını su altına taşıyor! Yarattığı fantastik dünyalarla gerilim yüklü masallar anlatan usta yönetmen bu defa arka plana Soğuk Savaş dönemini alıyor. Fragmana bakılırsa, suda yaşayan bir canavarımsı bir insanın hikayesini anlatırken oldukça romantik bir anlatım yakalanmış. Röportajında hayali olan bu filmi çekmenin tam bir işkence olduğunu söyleyen Del Toro çoğunluğu su altında geçen sahnelerde belli ki çok ter dökmüş. Sırf yarattığı akışkan dünyayı görmek için bile izlenir!

Bilet bak!

 

BENİ ADINLA ÇAĞIR / CALL ME BY YOUR NAME

Aşkın farklı duyguları tetiklediğini anlatmayı seven İtalyan yönetmen  Luca Guadagnino bu defa bir büyüme hikayesi işlemiş. Kamera açıları ve ışık kullanımıyla tam bir taze aşk filmine benziyor. Fragmanı izleyince filmin Armie Hammer’ın Yakışıklı Bay Ripley’i olduğunu söyleyebilir!

Bilet bak!

 

BORG/McENROE

Spor filmlerini sever misiniz? Duygularını kortta göstermekten kaçınmayan asabi bir Amerikalıyla , konsantrasyonu her şeyden önceye koyan İsveçli bir tenisçinin karşıtlıklarını izlemenin ayrı bir aksiyonu olsa gerek. Filme adını veren oyuncuların 1980 Wimbledon’daki 20 dakika süren meşhur tie-break’li final maçına odaklanan hikayede McEnroe rolünü özel hayatında fevri hareketleriyle tanınan Shia LaBeouf’un canlandırması da güzel bir ayrıntı.

Bilet bak!

 

ÇAVDAR TARLASINDAKİ ASİ/ REBEL IN THE RYE

Çavdar Tarlasındaki Çocuklar’ı kitaplığınızdan bulup çıkarın, Salinger’ın hayatı film olmuş! Dünyaca ünlü yazarın edebiyattaki yükselişinden önce 2. Dünya Savaşında cephede olduğu dönemlere odaklanan biyografisinde başrolde Merlin’den tanıdığımız Nicholas Hoult ve  Kevin Spacey yer alıyor.

Bilet bak!

DERİN SULAR / SUBMERGENCE

Söylenmemiş duyguları kamerayla yakalama sanatıyla uğraşan Wim Wenders incelikli bir aşk hikayesiyle karşımızda. Normandiya’da tanışan mühendis kılığındaki bir ajan ve biyo-matematikçinin bir türlü kavuşamamasını anlatan filmde Alicia Vikander ve Split’teki oyunculuğuyla gözümüzü korkutan James Mcavoy yer alıyor. İki oyuncunun kimyası da merak konusu.

Bilet bak!

DJAM

Balkan müzikleri, yolculuk ve aşk dolu sinemasıyla Çingenelerin sesi Tony Gatlif’in yolu İstanbul’a düşmüş. İstanbul’dan Midilli adasına uzanan hikayede başrolde yine müzik var! Djam’in müzikleri için Cümbüş Cemaat’ten Cem Köklükaya, Baba Zula’dan Melike Şahin, Dalganabak’tan Ozan Tura, Ozan Çoban, Onur Yusufoğlu, Burhan Hasdemir ile Yunan müzisyenler birlkte çalışmış.

Bilet bak!

HOUSEWIFE

Baskın ile Türkiye korku sinemasında başka bir yolun da mümkün olduğunu kanıtlayan Can Evrenol söylediğini yaptı ve Amerika’da çektiği filmle festivale geri döndü! Bu defa aile içindeki tekinsizliklere, kadın-erkek rollerine değinen kabusuyla, korku filmi tutkunlarını beraber kabus görmeye çağırıyor!

Bilet bak!

KARDAKİ İZLER/ WIND RIVER

Oscar’a adayı Hell or High Water’ın senaristi David Mackenzie’nin yönettiği Kardaki İzler yine bir modern western örneği. Wyoming’de karlarla kaplı Rüzgârlı Irmak Kızılderili Koruma Bölgesi’nde bir cinayet araştırması sürecindeyiz. Bu öyküye Nick Cave ve Warren Ellis’in müziklerini de ekleyerek çöldeki kuru kafaları saymaya başlayabilirsiniz.

Bilet bak!

 

KUTSAL GEYİĞİN ÖLÜMÜ / THE KILLING OF A SACRED DEER

Yılın en şaşırtıcı filmlerini yapmaya yemin etmiş Yorgos Lanthimos bu yıl da boş durmamış. Lobster ile absürtlük ve muziplikte tavan yapan yönetmen yine Colin Farrel ile çalışmış. Hikaye başarılı bir cerrah ve babasının boşluğunu onunla doldurmaya çabalayan bir ergen etrafında dönüyor. Tuhaf ikili, aileleriyle tanıştığında işler daha da tuhaflaşıyor ve finale kadar durmadan tuhaflaşmaya devam ediyor. Metaforlarınızı cebinize atın, izlerken ihtiyacınız olabilir.

Bilet bak!

 

PARAMPARÇA / AUS DEM NICHTS

Kocasıyla çocuğunu Hamburg’daki terör saldırısında kaybeden Katja’nın İstanbul’a uzanan adalet arayışını tam da Almanya’da ırkçı şiddet olayları artarken anlatmak istemiş Fatih Akın. Başrolde Diane Kruger’ın oynadığı Paramparça Almanya’nın Oscar adayı seçildi.

Bilet bak!

YOU WERE NEVER REALLY HERE

6 sene evvel çektiği Kevin Hakkında Konuşmalıyız ile hiç konuşulmayan konuları cesurca işleyen filmiyle izleyiciyi hayran bırakan Lynne Ramsay bir polisiyeyle karşımızda! Siyasiler, suç örgütleri ve küçük bir kız çocuğu üçgeninde dolanan film fevkalade iyi eleştiriler aldı. Joaquin Phoenix’in canlandırdığı anti-kahraman ile Taxi Driver karakteri Travis Bickle ile kıyaslandığını da not düşelim.

Bilet bak!

 

Kendi listeni yapmak için bütün filmlere göz at!

 

Share post