Röportaj

Sadece Tenis Tutkunlarının Anlayabileceği 5 Şey!

Gerek takım sporu olsun, gerekse bireysel, spor müsabakalarını izlemek ayrı bir kültür. Her karşılaşmanın ayrı bir raconu var.

Kazanmak ya da kaybetmek sadece sporcular için değil. Seyirci sevinci tavanda yaşar, üzüntüyü de içinde hisseder. Hatta hızını alamaz, bazen içindeki canavarı bile çıkarır ortaya. Elbette ki bizlerin asla görmek istemediği, çocukların örnek almaması gereken davranışlar bunlar. Aslına bakarsanız spor seviyeli seyircisiyle anlamlı ve spor izleyicisine keyif verdiği sürece sağlıklı yaşamın bir parçası. Peki tenis?

İşte size tenis maçlarını izlemeniz için 5 sebep:

1-Takım tutmak totem yapmaktan geçer!

Tenis bir takım sporu değildir, doğru. Belki tezahürat yapıp davul zurna eşliğinde kurtlarınızı dökemeyebilirsiniz ama oyun anlarında sakinliğinizi korumak zorunda olduğunuz için nefes alıp vererek ruhunuzu dinginleştirebilirsiniz. Heyecanlı vuruşlarda hafif yükselen seslerle birlikte çoğu zaman nefesimizi tutsak ta Venus Williams’dan gelecek harika bir winner bizleri kendimize getirir.

2-Re re re Ra ra ra Bastır Bastır Penetta

Hiçbir tenis maçında böyle bir tezahürat duymamışsınızdır ama bu daha ilginçleriyle karşılaşmayacağınız anlamına gelmez. 8000 kişilik stadyumda seyirciden Nadal’a gelen evlilik teklifi tüm izleyiciyi kahkahaya boğarken Stefi Graf’a gelen teklif karşısında Graf’ın cevabı izlenme rekorları kırdı. Nadal, tribünlere utangaç bir gülümseme ile bakıp maça devam etti. Graf ise kendisiyle evlenmek isteyen kişiyi ‘Ne kadar paran var?’ sorusuyla şok etti.

3-Her maçta tek yürek

Bireysel ya da takım sporu olsun taraf tutmak adettendir ama siz hiç bir futbol maçında kendi takımı dışında bir takımın golünü ya da çalımını alkışlayan taraftar gördünüz mü?

Kendi takımının iyiliği (!) için tek gecelik taraftarları kastetmiyorum elbette ki.

Halbuki tenis bir bütün olarak izlenir. Başarı alkışlanır, hata yuhalanmaz. Kritik sayılarda birlikte nefesler tutulur, güzel sayılar birlikte alkışlanır. Maç sonunda sahayı ilk terkeden kaybeden olsa da tüm stadyum ayakta alkışlar gideni.

4-Sokakta dost, arenada dost

Şimdiye kadar bir tenis maçı için kafa, göz yarmış taraftar görmedik. Çünkü kortlardaki her oyuncunun estetiği ve oyunu göze hitap eder. Favori bir oyuncunuz olsa da bu hiçbir zaman farklı tribünlerde oturmanızı gerektirecek bir boyutta olmaz. Kısacası arenanın yarısı Francesca için tezahürat yaparken diğer yarısı sessizliğe bürünmez. Tam tersine 90 saniyelik bitmeyen Meksika dalgaları coşturur tüm stadyumu.

5-Tarz IN, Forma OUT

Takım sporlarında oyuncuların forma giymesi elbette ki estetik açıdan muhteşem görünüyor ama her insanın içinde zaman zaman ortaya çıkan moda takıntısının en güzel beslendiği spor dalı, tenis!

Ünlü markaların sponsorluğunda kortlarda boy gösteren sporcular yıl boyunca bir moda gösterisi sunuyorlar adeta. Kısacası, spor markaları böyle güzel tasarımlarla tenisçileri giydirdiği sürece, tenis, göze hitap ettiği gibi moda tutkunu bayan ve erkeklerin ceplerini de bu sene epey yakacağa benziyor.

 

Eğer sen de bir tenis tutkunuysan,  TEB BNP Paribas İstanbul Cup, 20 Temmuz’da başlıyor! Bu heyecanı kaçırmak istemezsin! Biletler için tık tık! :)

 

 

Share post