MÜZİK

Klasik Müziğe Reset Atıyorlar!

45. İstanbul Müzik Festivali bu sabah gerçekleşen basın toplantısında sıradışı temasıyla bir araya getirdikleri festival programını, zor zamanlarda festival hazırlamanın güçlüklerini ve yenilikçi bir bakışla hazırladıkları festivalin iyileştirici gücüne olan inançlarını bizlerle paylaştı. Festival bu yıl 29 Mayıs – 21 Haziran tarihlerinde yapılıyor. Bu seneki festivalin programına göz attığınızda yenilikçi bakışı hemen hissedebiliyorsunuz. Mesela Bomontiada’da Handel’in müziğini elektronik tınılarla yeniden yorumlayan Sampling Baroque: Exposing Handel konserine ne dersiniz? Üstelik bu mekanda gerçekleşecek konserler ücretsiz olacak.

Festivali Direktörü Yeşim Gürer Oymak, online müzik dinleme alışkanlığının, fiziksel albüm almanın önüne geçmişken “madem internetten  izleyebiliyorum neden konsere gideyim ki?” düşüncesine karşılık cevabın “deneyim” olduğuna dikkat çekti. Canlı müzik performansının hiçbir kayıdın yerini tutamayacak bir deneyim yaşattığını, kişisel tarihimizde bir güzel bir anı olarak yer ettiğini söyledi. Bu duyguyu yaratmak için de festivali hazırlarken önce kendilerine “ben nasıl bir konser izlemek isterim?” sorusunu sorarak sıradışı mekanlarda, merak uyandıran, farklı deneyimlerin, müzik türlerinin bir araya getirmeye çalıştıklarını heyecanla paylaştı.

 

Bu yıl İstanbul Müzik Festivali, hazli hazırdaki klasik müzik dinleyicisine hitap etmenin yanında, klasiğe uzaktan bakan genç kitleye de yakınlaşmak için konser deneyimine biraz “reset atmış.” Aya İrini Müzesi, İş Sanat Konser Salonu, Süreyya Operası gibi tarihi mekanların yanına Zorlu PSM, bomontiada gibi alışık olduğumuz mekanları da eklemiş. Dans, video gösterileri ve resmin bir araya geldiği konserlerle de olabildiğince klasik müziği yukarıdaki raflardan alıp yan koltuğumuza getirmiş sanki.

 

Programdan ilgi çekici birkaç örnek:

 

‘RENKLERİN SESİ: KANDINSKY & CHAGALL’

31 Mayıs –  İş Sanat Konser Salonu

Çizgilerin ve notaların iç içe geçtiği bu projenin yaratıcısı, BBC Music dergisinin dünyanın en büyük 20 piyanisti arasında gösterdiği Mikhail Rudy. Kandinsky’nin orijinal çizimlerinin müzikle uyumlu adeta bir kareografi gibi sahneye yansıyacağı konser merak uyandırıcı.

 

‘MOZART’TAN ELLINGTON’A’

12 Haziran –  Aya İrini Müzesi

Günümüzün en ilgi uyandıran caz piyanistlerinden Yaron Herman, Geneva Camerata ile kurguladıkları ezber bozan projelerinin çıkış noktasını bu cümleyle açıklıyor. Müzikal sınırları keşfetme aşkıyla bir araya gelen genç ve virtüöz müzisyenlerden oluşan Geneva Camerata (GECA) ve şefi David Greilsammer yenilikçi ve maceraperest piyanist Yaron Herman ile güçlerini birleştiriyor; Barok’tan Klasik Dönem’e, çağdaş müzikten caza uzanan köprüler kuruyorlar.

‘LA STRAVAGANZA’

5 Haziran –  Zorlu PSM Drama Sahnesi

Günümüzün en özgün ve başarılı erken dönem müziği topluluklarından biri olan Soqquadro Italiano, Antonio Vivaldi’nin müziklerine adanan yeni projeleri Stravaganza ile çağımızın yeni sanat anlayışı olan disiplinlerarası sanat etkinliklerine bir yenisini ekliyor. La Stravaganza, Barok konser formatını yeniden ele alarak müziğin de ötesine geçiyor ve tüm sahne öğelerini kapsamak suretiyle, İtalya’yı bir uçtan bir uca kateden bir büyük yolculukta ses, müzik ve görüntü arasında yeni ilişkiler kuruyor.

 

SAMPLING BAROQUE: EXPOSING HANDEL

17 Haziran –  bomontiada

“Yeni pop: Barok!” sloganı ile günümüzün önde gelen festivalleri ve konser salonlarını fetheden Musica Sequenza, tarihi enstrümanlarla yorumladıkları erken dönem müziğine yenilikçi bir bakış açısı getiren, kültürler ve disiplinlerarası bir sanat hareketi aynı zamanda. Burak Özdemir, yorumculuğunun yanı sıra tutkulu bir elektro-akustik bestecisi. Küçük yaşlardan itibaren sesin büyülü dünyasında keşfe çıkan Özdemir Bach’a olan kişisel saygısını sunduğu Sessiz Kantat çalışması festival izleyicilerine klasik müziğe yeni ve sıradışı bir yaklaşımı tanıyacakları bir müzikal deneyim sunuyor.

 

‘OPUS 2’

20 Haziran – Zorlu PSM Drama Sahnesi

 

Tek elinin üstünde amuda kalkan, trapezde sallanan, havada uçup taklalar atarken sahnenin bir ucundan diğer ucuna atlayan cambazların gösterileri kimin gözünü kamaştırmaz ki? Yalnız bu sefer alışılagelmiş sirk müziklerini unutun ve Şostakoviç’in dramatik, lirik ve ironik müziğinin doğrultusunda oluşturulmuş bu muhteşem koreografinin keyfine varın.

 

 

BİR PRÖMİYER: PHILIP GLASS 11. SENFONİ

16 Haziran – Aya İrini Müzesi

2011’den beri önde gelen yerli ve yabancı bestecilere verdiği eser siparişleriyle klasik müzik repertuvarının zenginleşmesine büyük katkıda bulunan İstanbul Müzik Festivali, klasik müzikte yeni bir dönem başlatan ve 2017 yılında 80. yaşını kutlayan Philip Glass’ın 11. Senfonisi ile Keman ve Viyolonsel İçin İkili Konçertosu’nun Türkiye’deki ilk seslendirilişlerini gerçekleştireceği baştan sona bir prömiyer akşamı sunuyor.

Hiç gitmediyseniz bile bu yıl klasik müziğe bir şans vermeniz için tam zamanı. Biletler 25 Şubat’ta satışa çıkıyor!

Share post